ÜÇÜNCÜ BEDEN: KAVUŞMA
~Karma Çember~
8-10 Şubat 2019
İstanbul

*Bu davette kullanılan kadın-erkek kavramları, cinsel eğilimlerden ve tercihlerden bağımsız ve ikili cinsiyet anlayışında ısrar eder nitelikte değildir. Bu çalışma bağlamında, kültürel ve arketiplerden gelen kadın-erkek kimliğini ve bu kimliklerin getirdiği armağan ve zorlukları araştırma niyetiyle kullanılmışlardır.

Üçüncü Beden

Bir adam ve bir kadın yan yana oturuyorlar,
ve tam şu anda daha yaşlı ya da daha genç olmayı ya da
başka bir ülkede ya da başka bir zamanda ya da başka bir yerde
doğmuş olmayı arzulamıyorlar.
Konuşsalar da konuşmasalar da, oldukları yerde memnunlar.
Birleşen nefesleri bilmediğimiz birini besliyor.
Adam parmaklarının nasıl hareket ettiğini görüyor;
Kadının ona uzattığı bir kitabı kavramış ellerini görüyor.
Paylaştıkları üçüncü bir bedene itaat ediyorlar.
O bedeni sevmeye söz verdiler.
Yaşlılık gelebilir, ayrılık gelebilir, ölüm gelecektir!
Bir adam ve bir kadın yan yana oturuyorlar.
Nefes alırken tanımadığımız birini besliyorlar,
bahsini duyduğumuz, henüz hiç görmediğimiz.

Robert BlY

"Kadın ve erkek arasında barış olmadıkça yeryüzünde barış olmayacaktır"

art by android jones

art by android jones

önemli not:
1. Bu çalışma bir eğitim ya da atölye değil, kişisel gelişim veya grup terapisi de değil. Bu çalışma, kendimize ve birbirimize derin ve yeri geldiğinde zor sorular sorup samimi yanıtlar arayacağımız, bazen çıkmazda kalışımıza, bilinmeyene, duygularımıza şahitlik edeceğimiz kolektif bir yolculuk. Hem katılanlara, hem kolektife şifası ve özgürleştirici etkisi olası.
2. Çalışmaya partnerinizle ya da eşinizle çift olarak da katılabilirsiniz ve çift olarak katılmak şart değil. Bu, romantik ilişkilere odaklanan bir çalışma değil, kadın-erkek ilişkilerinin arketipik ve kolektif boyutunu araştırmaya bir davet.
3. Her türlü cinsel kimlik ve yönelimden kişiler katılabilir.


49898565_10156774649440140_3569027070317035520_o.jpg

kolaylaştırıcı:
FİLİZ TELEK

Filiz Telek, 17 senedir gruplarla kolektif bilinç ve ortak akıl süreçleri üzerine çalışıyor. Kişisel farkındalık yolculuğuna çıktığından beri öğrendiklerini ve keşfettiklerini yazarak, fotoğraflayarak, kolektif öğrenme süreçleri tasarlayıp kolaylaştırarak paylaşan Filiz, bir yandan da yaşamın kutsallığını ve güzelliğini, her an ruhumuzdan yansıyan olasılıkların varlığını bize hatırlatan yaratıcı ifadelerin üretiminden keyif alıyor. 2010 yılında çıktığı kişisel şifa yolculuğunda temas ettiği dişi özünün rehberliğinde, 2013 yılında vizyonerliğini yaptığı ‘Kadınlar Şifadır’ (Women are Medicine) çemberinin tohumlarını ekti ve dünyanın farklı yerlerindeki kızkardeşleriyle birlikte bu tohumları filizlendirmeye devam ediyor. Bir süredir niyetini taşıdığı ve hazırlıklarını yaptığı bireysel ve kolektif boyutta kadın erkek ilişkilerini şifalandıracak kadın-erkek çemberlerine başlamanın heyecanını taşıyan Filiz, aynı zamanda Tamera Ekoköyü Global Sevgi Okulu'nun katılımcısı ve Stephen Jenkinson'un Orphan Wisdom School'unun öğrencisi.

Hangi cinsiyetten olursak olalım, kendimizi hangi cinsel kimliğe ait görürsek görelim, içine doğduğumuz ve çoğu zaman şuursuzca üzerimize yapışan "toplumsal cinsiyet" ve buna dair inanç kalıplarımız sadece bizi ve ilişkilerimizi şekillendirmekle kalmıyor, kolektif alanı da tetikliyor ve yaşamın tümüne temas ediyor. O sebeple kim olursak olalım - kadın ya da erkek - hem kendi özgün varlığımızı hem de kolektif "üçüncü beden"i araştırmak, atalarımızdan miras aldığımız ve artık yaşama hizmet etmeyen yüklerden özgürleşmemiz kadar, evrimin dehasıyla bize kadar ulaşmış kadim bilgelikleri hatırlamamız için de önemli...

Kendi göbek deliğimizde kaybolmamıza ve her şeyi kişisel algılamamıza deva olan topluluğun ve kadim bilgilerin kaybıyla giderek yalnızlaştığımız ve körleştiğimiz bu kültürde, bütün kişisel ve kolektif yaralarımızın ve travmalarımızın üzerine giydiğimiz zırhlarımız ve maskelerimiz var...içimizdeki derin yasları, özlemleri, utancı ve öfkeyi birbirimizden gizlemeye yarayan. Özgürleşme, sevgiye alan açma ve kendi gücüne hakim bireyler ve topluluklar olma yolu ise muhakkak ve tam bir şeffaflıkla gerçeğimizi araştırma ve ifade etme ve dolayısıyla insanlar arasında güven oluşturmaktan geçiyor.

Yine bu dönüşüm ve yeni bir fakındalık seviyesine geçiş sürecinde, eril ve dişil enerjileri bedeninde bütünleyen kadın ve erkeğin güven ve barış içerisinde işbirliği yapabilmeleri ve dayanışabilmeleri hayati önem taşıyor. Hayatın yeniden serpilip gelişebilmesi ve yeni dünyanın temellerinin sağlam atılabilmesi için...

Arkasına saklandığımız maskelerimiz ve zırhlarımızdan sıyrılıp, kendimize ve birbirimize kırılgan ve dürüst olabilirsek, en derin saygı, şefkat ve sevgiyle şahit olabilirsek, derinden özlemini duyduğumuz güven, birlik, yakınlık, dayanışma ve barışı deneyimleyebilir miyiz? Kadınlık ve erkeklik hallerini, ikicil bir yaklaşımdansa daha geniş bir spektrum ve perspektiften nasıl anlayabiliriz? Adına ister ataerkil düzen diyelim, ister askeri-endüstriyel kompleks ya da kapitalist sistem, binlerce yıldır insanlığı ve yeryüzünü yıkıma uğratmış bu rüyadan uyanırken kadın ve erkek olarak bize düşen sorumluluk ne? Cinsiyet ve cinsel kimliğimizi bireysel özgürlük ile yaşamanın yanı sıra biyolojik ve genetik hafızadan bize aktarılmış armağanları gelecek nesillerin ve yaşamın hizmetine nasıl sunabiliriz?

Bu davet, öncelikle, bilge büyüklerin, topluluğun ve geçiş ritüellerinin olmadığı bir kültürde yetişen bizler için kültürel fakirliğimizi görme ve idrak etmeye dair. "Olduğun yerde başla" ilkesini gözeterek, bu yoksunluklardan kaynaklanan yas ve özlemle temas etmek, bu koşullarda kişisel ihtiyaçlarımızı da kapsayan kolektif sağaltım ve tekamüle hizmet edecek yolları, ortak aklın ve kalbin bilgeliği ve rehberliğinde keşfetmemize yardımcı olacak.

⦁ Kadın ve erkeğin arasındaki binlerce yıllık savaş son bulsaydı ve barış olsaydı nasıl bir dünyada yaşardık?
⦁ Kadın ve erkek şifa, barış ve uyanış yolculuğunda birbirini nasıl destekleyebilir?
⦁ Eski düşünce ve inanç kalıplarından ve şartlandırıldığımız tanımlama ve hikayelerden özgürleşmiş, bugünün koşullarının ihtiyaç duyduğu kadınlık ve erkeklik nasıl olabilir?
⦁ Sevgi ve eros enerjisini, yaşamın tümünü beslemesi için nasıl özgürleştirebiliriz?
⦁ Tinsellik ve eros, insan psişesinde yeniden manalı ve kutsal bir bütün olsaydı neler mümkün olurdu?
⦁ Kadın erkek ilişkilerinde topluluğun kaybı ve yeniden keşfi ve bu yeniden keşif sürecinde kadin erkek dinamiklerinin rolü

Çalışmada bu soruları ve olasılıkları ve daha fazlasını araştıracağız; konuyla ilgili kişisel hikayelerimizi, yaslarımızı ve özlemlerimizi çemberin kutsal ve güvenli alanında, doğru-yanlış, haklı-haksız, kurban-suçlu ikiliklerinin ötesini görebilme niyetiyle hep beraber paylaşacağız. Bu araştırmada, derin dinleme, şahitlik, kalpten iletişim, spontanlık, yaratıcılık ve beden bilgeliğinin rehberliğinden faydalanacağız. Ayrıca Tamera Şifa Biyotopu’nda pratik edilen özgür sevgi ve cinsellik konulu bir paylaşım da olacak.

Sevgi ve şükran ile, hayatın hizmetine olması ve yeryüzünde cenneti yaratabilmek niyetiyle.
Bunu atalarımıza ve gelecek nesillere borçluyuz...

Çalışma Saatleri:
8 Şubat 2019 Cuma, 19:00 - 22:00
9 Şubat 2019 Cumartesi, 10:00 - 19:00
(20:30 - 22:00 Tamera sunumu opsiyonel)
10 Şubat 2019 Pazar, 10:00 - 19:00
Katılımcılardan etkinliğin tamamına katılmaları beklenir.

Etkinlik Moda, İstanbul'da gerçekleşecek ve mekan, kayıt sonrası katılımcılara bildirilecektir.

Önerilen katılım ücreti: 350 TL
Farklı cinsiyetten iki kişi (partner olmak gerekmiyor) beraber katılırsanız, toplam 500 TL
Sorularınız ve bilgi için filizatbaraka@gmail.com

*İllüstrasyon Derya Albayrak